• haciz
Başkan Soyer’in Haciz İsyanı

Bir sorunla, haksız cezalar zinciriyle karşı karşıyayız. Seferihisar Belediyesi hizmet üretemez duruma getirilmek istenmektedir.

Seferihisar Belediyesinin hem SGK ya hem Mal Müdürlüğüne borcu bulunmaktadır. Borcun toplamı, 17 milyonu SGK ya, 14 milyonu  Mal Müdürlüğü’ne olmak üzere 31 milyondur. Bu borcun 21 milyonluk kısmı 2009 yılında Başkan seçildiğimde vardı. 10 milyon liralık kısmı 2009’dan sonra ilave oldu.

Bu borç, on yıllardır süregelen ve artık sürdürülemez hale gelen yapının bir devamıdır. Ve bu yapı sadece CHP’li belediyeleri değil,  iktidar partisi belediyelerini de içine alan ve büyük borçların altına sokan bir yapıdır. Ankara gibi daha nice belediyenin milyarlarca liralık borçlarını bilmeyen yok…

Biz hiçbir zaman bu borçları ödemeyeceğimizi söylemedik, geriye yönelik bir enkaz edebiyatı da yapmadık. Ancak bugün, ellerimize kelepçe, ayaklarımıza pranga vurmak anlamına gelen, HAK VE ADALETTEN yoksun ve siyasi olduğu izlenimi veren gelişmeleri takdirlerinize sunmak istiyorum.
Bu borç, belediye olarak har vurup harman savurduğumuz  için doğmadı. Belediye hizmetlerini sürdürdüğümüz müddetçe, belediyenin gelirleri ile giderlerinin denk hale gelmemesi yasal bir eksiklik olarak da karşımıza çıkmadı.  Aksi halde ya yanlış harcamalar ya da eksik tahsilatlar nedeniyle bir açık doğmuş olmalıydı ve o takdirde cezalandırılmayı hak etmiş olmalıydık ya da denk olmayan bütçe nedeniyle bize atfedilebilecek bir kusur olmadığından bu kadar ağır bir yaptırımla karşılaşmamalıydık. Yani suç yoksa ceza da olmamalıydı!

Aslında bütçeyi denkleştirmek elbette mümkün olabilirdi, gelirlerle borçlar ödenir, her ay yaklaşık 1.000 kişiye yaptığımız sosyal yardımlar yapılmaz, 40 branşta öğrencilerimiz için verdiğimiz kurslar düzenlenmez, her gün 2.000 öğrenci  evlerinden okullarına taşınmaz, Mandalina Paketleme Tesisi ve Üretici Birliği kurulmaz, Seferihisar’ı dünyanın gündemine oturtan tarım politikası hayat bulmaz, Türkiye’nin en bakımlı sokak hayvanları yuvası, Doğa Okulu ortaya çıkamaz,  kısaca belediye hizmetlerimiz üretilemezdi. Biz önceliği çalışmaya ve hizmet üretmeye verdik. Peki Seferihisar’lılar bu tercihden memnunken neden böyle bir ceza kesiliyor?!

Önce bu cezayı  ortaya çıkartan yasama- yürütme – yargı açmazından söz edeyim.

Yasamanın açmazı: Mevzuat bizi hem bir kamu kurumu hem bir tacir olarak görüyor. Bu borç, ticari bir faaliyet nedeniyle değil, bir kamu hizmeti nedeniyle doğmuştur. Peki bu borç nedeniyle bir başka kamu kurumu tarafından kamu hizmeti yapamaz duruma getirilmemizin nasıl bir mantığı olabilir? Belediyenin projesini hazırladığı ve Seferihisar’a artı değer kazandıracak, eski belediye kültür merkezi üzerindeki icra yoluyla satış kararını  SGK  neden 1 aydır kaldırmaz?

Çünkü yasal düzenleme, SGK ve Vergi Dairesine bu hakkı tanımaktadır ve bu hakkın kullanılması keyfiyeti  bizim itirazımızı göz ardı edebilmektedir.  Bu irrasyonel durumu ortadan kaldırmak için ciddi bir yerel yönetim reformuna ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut yasal düzenleme belediyeleri korumamakta, cezalandırılmasına engel olmamaktadır. Bütünşehir yasası ise,  ilçe belediyelerinin yetkileri iyice tırpanlamış, kaynaklarını, gücünü büyük ölçüde daraltmış bulunmaktadır.

Yürütmenin açmazı: Hem SGK hem Vergi Dairesi, Seferihisar Belediyesinin toplam 477 parça gayrimenkulü üzerine haciz koydu. SGK Banka hesaplarımıza el koydu.  Aslında sadece 1 gayrimenkul bu borcun  tamamını karşılamaya yetiyordu. Bu kurumların yöneticileri, 62. Maddeyi bilmiyor mu? Biliyor.  Peki neden bu yüzlerce gayrimenkul üzerindeki hacizleri kaldırmıyor? SGK Bölge Müdürlüğü, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı  kamu hizmeti yapıyor da Seferihisar Belediyesi kamu hizmeti yapmıyor mu? Bu yapılan bizim elimizi  kolumuzu bağlamak değilse nedir?  Bizi çalışamaz duruma getirecek kadar köşeye sıkıştırmanın gerekçesi ne olabilir? Bu irrasyonel kurumsal irade, yürütmeye olan inancımızı ortadan kaldırmıştır.

Yargının açmazı:  Bir Hukuk Devletinde elbette yargı sığınacağımız son limandır ve buna olan inancımız tamdır. Ancak, Yargı ne yazık ki bildiğiniz gibi yavaş işliyor, o kadar yavaş ki, hakkımızı almamız için geçecek süre hakkımızın ortadan kalkmasına sebep olacak kadar uzun.

Özetle; SGK’ya da Vergi Dairesine de borçlarımızı ödemek istiyoruz. Talebimiz çok net, borca yetecek kadar gayrimenkulümüzü teminat gösterelim, hatta borcu tamamen ortadan kaldıracak şekilde takas edelim, gerisini serbest bıraksınlar.

İçinde bulunduğumuz durum, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden sonra sıranın bize geldiği izlenimi veriyor. Eğer burası demokratik bir ülke ise, bir belediyeyi, üstelik benzer ölçekteki kentler için model olmuş bir belediyeyi kurban etmek, sadece Seferihisar’ı  değil, umutları ve geleceğe olan inanç ve güveni de yok edecek sonuçlar doğuracaktır. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yapmadık. Dün olduğu gibi, bugün de yarın da açık yalın ve şeffafız.  Seferihisar’ı hakkettiği yere taşımaktan başka bir derdimiz, bir hedefimiz yok.

Türkiye’de hiçbir başarının cezasız kalmadığını bilirdik ama bu kadar orantısız olmasını beklemezdik.