• Dayanışma Buluşması
  • Dayanışma Buluşması
  • Dayanışma Buluşması
  • Dayanışma Buluşması
  • Dayanışma Buluşması
  • Dayanışma Buluşması
Dayanışma Buluşması

OHAL sürecinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile meslekten ihraç edilen akademisyenler, İzmir Düşünce Topluluğu ve Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) işbirliğinde  düzenlenen ‘Yalnız Değilsiniz!’ dayanışma toplantısında biraraya geldi. Konak Belediyesi’nin Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmada hem yaşanan sorunlar dile getirildi hem de birlikte mücadele için dayanışmanın daha da güçlendirilmesi kararlaştırıldı.

Aynı zamanda SODEM Yönetim Kurulu Üyesi olan Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş’ın evsahipliği yaptığı ‘Yalnız Değilsiniz!’ etkinliğine SODEM Yönetim Kurulu ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir Milletvekilleri Musa Çam, Özcan Purçu, Tacettin Bayır, Mustafa Balbay, CHP Parti Meclisi Üyesi Mustafa Moroğlu, görevden alınan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, İzmir Düşünce Topluluğu üyeleri, HDP İzmir İl Başkanı Mahfuz Güleryüz, KHK ile ihraç edilen akademisyenler, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

TÜRKİYE’NİN HAYIRLI BİR GELECEĞİ VAR

Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirten Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, “Türkiye bir başka girdaba girdi… Uzun süre insan hakları dedik, ifade özgürlüğü dedik ama yargısız infazlarla üniversiteleri üniversite olmaktan çıkartıp akademisyenleri üniversitelerden uzaklaştırdık. Oysa akademik özgürlük ve bilimsel özerklik hem demokrasinin hem düşünce üretmenin olmazsa olmazı. Maalesef üniversiteler akademisyensiz kaldı, bazı bölümler tamamen kapandı. Ama hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez. Türkiye’nin hayırlı bir geleceği de var. Biz ona hep birlikte çok inanıyoruz” dedi.

DAYANIŞMA İÇİNDE OLACAĞIZ

SODEM Başkanı Tunç Soyer de etkinliğe katılan ve destek verenlere teşekkür ederek, “1968’lerden bu yana sol hareket ne kadar dayanışma içinde olduysa serpilmiştir, genişlemiştir, ne kadar çok ayrışmışsa da o kadar çok darbe ortamına zemin oluşmuştur. Mümkün olduğu kadar aramızdaki dayanışmayı güçlendirmeliyiz. KHK’larla ihraç edilen, akademisyenleri, memurları ve öğretmenleri dinleyeceğiz. Hayalini kurduğumuz bir demokrasi ya da siyaset akademisini bu arkadaşlarımızla kurabiliriz. Bugün onları dinleyip yaşadıkları sıkıntıları paylaşacağız” diye konuştu.

HER MUHALİF TEÖRİST DEĞİLDİR

İzmir Düşünce Topluluğu adına konuşan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Engin Önen ise, “Yakın arkadaşlarımı uzaklaştırdılar. Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Sadece ülkemiz değil kurumlarımız da zor günler geçiriyor. Hayatım boyunca üniversitenin bu kadar kötü olduğunu görmedim. İtibarını zedeleyecek gelişmelerin yaşandığını daha önce hiç görmedim. Her itiraz, her muhalefet terör olarak değerlendirilemez. Türkiye’nin can yakıcı sorunları var demokrasilerde iktidarı desteklemek zorunda değiliz. İktidar kendisini eleştirenleri terörist olarak göremez. Bu süreçte bizler ve basın da gerekli direnci gösteremedi. Korku normal bir duygudur, çıkar ve menfaatte, ama denge tutturamıyoruz. Yeni bir vesayet sistemi kuruluyor” dedi.

ADİL YARGILAMA GEREKİYOR

Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesiyken KHK ile ihraç edilen Melek Göregenli, “İhraç oldum, ama eskisinden daha çok ders veriyorum. Bu kent adeta bize kucak açtı. Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Darbe girişiminden sonra pek çok KHK çıktı ve on binlerce insan işinden edildi. Hukuk hepimize lazım. Ben sosyalist bir insanım ve Fethullah Gülen Cemaatini hoş görmem ya da desteklemem mümkün olamaz. Ama FETÖ gerekçesiyle işten atılan insanların somut delillerle yargılanması gerekiyordu. O insanlardan bazıları intihar etti. Bizim üniversitemize kayyum atandı. Seçimle ilk üçe girenler atanmadı, çünkü hiç birine güvenmiyorlar. Güvendikleri dinci insanlar FETÖ’cü mü değil mi bilmedikleri için güvendikleri başka birilerini atadılar. Eğer biz belediyelere kayyum atandığında sesimizi çıkartsaydık belki bizim üniversitemize de kayyum atanmazdı. Biz bu ülkede yaşıyoruz ve hiçbir yere gitmeyeceğiz” diye konuştu.

CUMHURİYET OYLAMASI

Etkinliğe katılanlardan CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır ise, yapılan anayasal düzenlemelerle 1920’li yıllarda Atatürk ve silah arkadaşlarının ortadan kaldırdığı hilafeti ve halifeliği geri getirme hesabının yapıldığını iddia ederek, “Bugün önümüze koydukları sözüm ona referandumun ‘Cumhuriyet tamam mı, Cumhuriyet devam mı’ oylamasından başka bir anlamı yoktur. Ama biz inanıyoruz ki Türkiye’nin aydınlık insanları güçlerini bir araya getirecek ve 17 Nisan’da o sandıktan yeni bir güneş doğacak. Cumhurbaşkanı da kendi sınırlarına çekilecek. Eninde sonunda çocuklarımızın geleceğini aydınlık günlere çıkaracağız” dedi.

DİRENENLERİ TARİH YAZAR

Bayır’ın ardından konuşan CHP Milletvekili Musa Çam da “Faşizmin, tek adamların, diktatörlüğün, hukuksuzluğun antidemokratik uygulamaların olduğu ülkelerde bir çok akademisyenler, kamu görevlileri tutuklanıyor, göz altına alınıyor, meslekten ihraç ediliyor. Türkiye açık bir cezaevine dönmüş durumda. Ülkemizde ve dünyada bu böyle. Amerika Başkanı McCarty’nin kendisi gibi düşünmeyen insanları ihbar edip tutuklattığını biliyoruz. McCarty’cilik devam ediyor. 1947 yılında Behice Boran’ın, Ali Nail Kubalı’nın üniversiteden atıldığını, 1980 darbesinde onlarca akademisyenin tutuklandığını biliyoruz. Bugün o kötü günleri yaşıyoruz ama bu günler de geçecek. Onları ihraç eden isimler çoktan unutuldu ama direnen ve mücade edenler kazandı, isimleri tarihe yazıldı. Direnen arkadaşlarla beraberiz. Yaşasın mücadelemiz” diye konuştu.