Özgecan Aslan İsyanımızdır
Özgecan Aslan için Seferihisar’da bir haftadır  tek yürek olan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar Türk Eğitim Sen ve Eğitim İş, Seferihisar Kent Konseyi, Eğitim Sen, Sivil toplum kuruluşları ve Seferihisar halkı yürüyüşün son gününde “Özgecan Aslan İsyanımızdır” dedi.
 
Mersin’de vahşice öldürülen Özgecan için bir haftadır aynı yer ve saatte yürüyen Seferihisar halkı Özgecan Aslan, Fırat Çakıroğlu, Nuh Köklü, Hüsne Aslan için fotoğraflarına karanfiller bırakarak ile eylemini bitirdi.
 
İlk gün Sosyal medya üzerinden haberleşerek başlayan eylem yedi gün boyunca Seferihisar meydanında devam etti.
 
 
 
Yürüyüşün son gününde konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer “Bu isyanın bir sebebi var, 1920 yıllarında Mustafa Kemal Atatürk bu topraklarda muasır medeniyet seviyesinde kadın erkek eşitliğini kurmaya başlamıştı. Batıda ki örneklerinden çok daha ilerde kadının yerini toplum içinde perçinlemeye başlamıştı. Bugün görüyoruz ki 80 yıl 90 yıl yetmiyormuş demek ki bizim bu haklar için verdiğimiz mücadeleye devam etmemiz gerekiyormuş. Bu mücadele aydınlık ile karanlık arasında ki savaştır; karanlığa karşı savaşmanın tek bir yolu vardır. omuz omuza savaşmak.  Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz. Çünkü bu toplum bir şiddet toplumuna dönüşüyorsa karanlığın örgütlenmesindendir; eğer karanlığı geriletecekse aydınlık örgütlenmek zorundadır. Dilerim Özgecan Türkiye için bir milat olur ve kızlarımız korkmayacakları aydınlık güzel günler görürler” dedi.
 
 
 
Yürüyüşün son günü için duygularını kağıda döken 9 yaşındaki Ayşegül Aktaş ” Biz çocukluğumuzu ve gençliğimizi taciz, şiddet ve tecavüzlerden arındırılmış temiz bir toplumda yaşamak istiyoruz. İzin verin izin verin ki biz hayatımızın en masum ve temiz dönemi olan çocukluğumuzu yetişkinlerin zalimce davranışlarının nedenini arayarak sorgulamayalım, lütfen bizden büyükler bize örnek olsun” dedi.
 
Seferihisar Eğitim Sen adına konuşma yapan Nihat Keni “Şiddet deyince aklıma acı gelir ve çeşit çeşit. Özgecan,Nuh ,Fırat,Nihat,N.Ç, Soma ,İlyas. Ve ismini saymakla bitiremiyeceklerim. Anadolunun en kadim halkları bir birlerine sofralarını açarken neden birbirlerinin yüreklerine ateş düşürür. Neden 17 aylık bebeğe tecavüz. Neden 12 yaşına 13 kurşun. Neden kartopundan cinayet. Neden diplomasını alacakken gencecik insanlarımız kefenlere sarılıyor.
 
Neden yan baktı. Neden neden. Cinayet haberleriyle yatıyor ve cinayet haberleri ile yaşıyoruz. Normalleştiriyoruz hayatımızda. Bir cinayet şiddet olayı duyduğumuzda hemen NEDEN ? diyoruz. Bunun anlamı eylemi kabul etmektir. şiddeti gerekçelendirmektir. Şiddetin gerekçelerini kabul etmemeliyiz! Şiddetin nedenlerini sorgulamadan Şiddete dur Demeliyiz! Bu seferihisardaki birliktelik dur demek anlamında önemli. Sorgulamalıyız arkadaşlar uygarlığın beşiği Anadolu’da Neden insanlar ölüyor,Neden kadın cinayetleri yoğun,Neden bir birimize teamül edemiyoruz, Neden ahlaki değerler yerlerde sürünüyor,Neden empatik ve farklı bakamıyoruz, Neden dünyayı kendimizden ibaret görüyoruz,Neden öğrenilmiş çaresizlik olana yani sorun çözme değil de ŞİDDETE VE KENDİMİZE BENZETMEDE ısrarcıyız, neden çözümsüz yolları seçiyoruz. Kuşkusuz aldığımız eğitim, iktidarların siyasi projeleri ve kapitalist modernite , inançsal ve her türlü sömürü projelerin ve diğer nedenlerin katkısı inkar edilemez. Şiddet kültürü yerine barışçıl, şiddetsiz bir dünya mümkün müdür? Kuşkusuz mümkündür!
 
Kaynağı nedir ?
Şiddetsiz Bir Dünya’nın esin kaynağı, EVRENSEL HÜMANİZM felsefesi ve bu felsefenin şiddetsiz bir dünya kurmanın mümkün olduğuna inanan tüm insanlıktır.
Şiddetsiz Bir Dünya istiyorsak aşağıdaki ana düşünceleri içeren maddeleri kabul etmeli ve yaygınlaştırmaya çalışmalıdır:
 
Erkek egemen zihniyeti terk etmeliyiz,
Cinsiyetçi, baskıcı, otoriter ve muhafazakâr yönetimlerden uzaklaşmalıyız,
İktidar hırsı ve savaş ortamlarını yaşamımızın bir parçası haline getirmekten uzaklaşmalıyız,DEMOKRATİK DEĞERLER YERLEŞTRİMELİYİZ
Kadına yönelik şiddetin(ekonomik, psikolojik, cinsel, sözel,fiziki) bütün türlerinin yaşanmaması için mücadele edilmeli,
Tüm insanlar için düşünce özgürlüğü ve inanç farklılıklarının kabul edilmeli.
 
Tüm insanların eşitliğini kabul edilmeliyiz.
 
Bilimin ve her tür bilginin yaşamın hizmetinde geliştirmeliyiz.
 
En üst düzeydeki dışavurumu savaş olan fiziksel şiddetin ve tüm diğer şiddet biçimlerinin  (ekonomik, ırkçı, dinsel, cinsel)türlerini kınamalıyız.
 
Bütün dünyada kişisel, etnik, ırksal ve kültürel çeşitliliğin tanınması,yaşam alanların açılmasını sağlamalıyız,
 
Doğal çevreyi insan yaşamına uygun bir çevreye, toplumsal çevreyi de insanın sınırsız gelişimine elverişli bir çevreye dönüştürmek için binyıllar boyunca sürdürülen kesintisiz bir mücadele vermeliyiz.
 
Mutluluğa, özgürlüğe ve yaşama sevincine kavuşmak üzere bireysel ve toplumsal düzeylerde acıların üstesinden gelmeye yönelik sürekli bir mücadele etmeliyiz.DUYGULARIMIZIN ESİRİ OLMAMALIYIZ
 
İnsanın başlıca değer ve ilgi merkezi sayılmasını sağlamalıyız.
Her şey insanı KABUL ve SEVMEKLE başlar!
Çünkü yaşamın her alanında İNSAN VAR, BİZ VARIZ… biz öldürülüyoruz, sürgün ediliyoruz, işkenceden geçiriliyoruz, tecavüze uğruyoruz. Çünkü biz savaşlarda ve her türlü mücadelede bedel ödeyenleriz. Biz Ortadoğu’nun yoksul, emekçi halkları olarak ırkçı/mezhepçi savaşlarda ve bir alın yazısıymış gibi şiddete ,ölüme yazgılı olmadığımızı, bedel ödeyenler olarak halkların kardeşçe yaşayacağı, geleceğini özgürce belirleyeceği bir ülke, bir coğrafya, hatta bir dünya yaratabileceğimizi biliyoruz.
Tüm insanlığın eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kuracağız!
Gelin insanlık büyük bir sınavdan geçerken barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim!
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
 
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
{gallery}1489{/gallery}