• dsc_9161
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
  • Seferihisar’a İki Büyük Müjde
Seferihisar’a İki Büyük Müjde

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 94.yılı kutlamalarında Seferihisarlılara iki büyük müjde verdi. Ali-Aysun Kocatepe konseriyle eğlenen Seferihisarlılara jeotermal ve güneş enerjisiyle ilgili güzel haberler veren Başkan Soyer, kurtuluş coşkusunu doruğa çıkardı. 

On yıllardır yılan hikayesine dönen jeotermal enerjiyi çok yakın bir tarihte otellerden başlayarak dağıtmaya başlayacaklarını söyleyen Soyer, kuracakları halka açık güneş enerjisi kooperatifiyle de güneş enerjisini elektriğe dönüştüreceklerini ve bu işte Seferihisarlıların para kazanacağını söyledi.

Bugünün milat olacağını söyleyen Soyer; jeotermali, güneşi, ve rüzgarı bu topraklarda yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştıran, iyileştiren bir kaldıraç olarak kullanmaya başladıklarını söyledi.

Başkan Soyer’in büyük alkış alan ve çok ses getirecek konuşmasının tam metni:

Her 11 Eylül, sizinle buluştuğumuzda anlatacaklarım beni müthiş heyecanlandırır. Bu defa bu programı yapıp yapmamakta çok tereddüt ettik. İçinde bulunduğumuz koşullar, o kadar iç karartıcı ki, gülecek, eğlenecek halimiz yok dedik.

Ancak 94 yıl önce düşmandan temizleyerek bu güzelim cenneti bize bırakan ATA’larımızı saygıyla anmak ve kutsal emanetlerine sahip çıktığımızı göstermek istedik. Ayrıca yarın mübarek Kurban Bayram’ı, bu vesileyle de hep birlikte bayramlaşırız dedik,  ve nihayet  teröre teslim olmak istemedik. Bu duygularla buraya gelen hepinize tek tek çok teşekkür ediyorum. Bayramınız kutlu olsun.

15 Temmuz bize büyük bir fırsat sundu. Kutuplaşmanın çare olmadığı, bizi birbirimize bağlayan bağların ne kadar kıymetli olduğu anlaşıldı. Eğer bir daha darbe teşebbüsü yaşamak istemiyorsak, hem birbirimize hem demokrasiye sımsıkı sarılmak zorundayız.

Darbenin de diktanın da iç savaş tehditlerinin de tek panzehri budur. Bu vatan hepimizin ve her birimiz bu vatanın asli evlatlarıyız. Bize bizden başka dost yok. Bu nedenle birbirimizi dışlamadan, farklılıklarımızı zenginlik olarak görerek, aynı bu statta olduğu gibi kol kola, omuz omuza olmalıyız. Bunu başarmalıyız ki, bu cennet topraklara akan  kan artık dursun.

Evet, Seferihisar, bu cennet vatanın cennet köşelerinden biridir.

Güneş, rüzgar ve jeotermal kaynaklar açısından da bir cennettir. Yenilenebilir enerji adını taşıyan bu kaynaklar, bu topraklarda muazzam bir potansiyele sahiptir. Ne yazık ki bugüne kadar yeterince iyi kullanılmadı, kullanmadık.

Şimdi bu kaynaklarımızla ilgili bir seferberlik başlatıyoruz. Bu akşam size bu enerji seferberliği ile ilgili müjdeler vermek istiyorum.

Ama önce bu çalışmanın içinde olan ve bize destek verenleri sizinle paylaşacağım. Ortaya koyduğumuz vizyona inanan ve mesaileri dışında da canla başla çalışan, başta, Başkan yardımcılarıma, katkı koyan tüm müdürlerimize ve bütün çalışanlarımıza, belediye meclis üyelerimize  çok teşekkür ediyorum. Dünyanın en büyük çevre koruma örgütlerinden olan ve büyük destek veren Greenpeace ekibine, Zorlu şirketler Grubuna, Üçgen Enerji Şirketine, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, İzmir Valiliği’ne, İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne, Jeotermal A.Ş yönetimine,  Danışmanlarımız, Prof. Dr Tanay Sıtkı Uyar’a, Prof. Dr. Sıddık  İçli’ye, Umur Ozanoğulları, Alper Coşkun, Çetin Öztürk ve irfan İçöz’e huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Sayın Kaymakamımız Resul Çelik’i Garnizon Komutanımız Levent Aksoy’a, Emniyet Müdürümüz Mesut Gürken’e her zaman yanımızda oldukları ve destekleri için çok teşekkür ediyorum.

Gelelim müjdelere;

Seferihisarlılar bir sabah uyandı ve yamaçlarda, tepelerde dev rüzgar gülleri, rüzgar santralleri gördü. Sayılarının hızla artışını hayretle izledi. Anlaşıldı ki, bizim, rüzgarımız, güneşimiz, aynı zamanda bir yatırım aracı ve gözümüz yok ama, bildiğimiz bütün büyük şirketler bundan para kazanıyor. Onlar kazanırken neden biz oturup seyrediyoruz?  Neden her daim tepemizde olan güneş ve yüzümüze, ensemize vuran rüzgar birilerini zengin ediyor da biz hep çırak çıkıyor, hep seyirci oluyoruz.?

Üstelik bu enerji kaynakları, tehlikesiz, ucuz ve temiz.

Bu kaynakları kullanmayı başarabilirsek;

1) Para kazanacağız,

2) Doğayı, çevremizi kirletmeyen bir enerji üreteceğiz.

3) Dışa bağımlılığı azaltıp, memleket ekonomisine katkı vereceğiz.

Bunun için 2 adımı birlikte atmaya karar verdik;

Hem bir Enerji Üretim Kooperatifi hem de halka açık çok ortaklı bir şirket kuruyoruz. Bir zamanlar rahmetli Ahmet Piriştina’nın KİPA’yı kurarken yaptığı gibi.

Ancak gücümüzü birleştirirsek bu büyüklükte bir yatırımın altından kalkabileceğimizi ve karlı ve verimli bir yatırımın ancak belli bir büyüklüğün üzerine çıkmakla mümkün olduğunu biliyoruz.

Bu nedenle hepinizi Enerji Üretim Çatısını kurarak başlatacağımız Enerji Seferberliğine katılmaya davet ediyorum.

Derya içinde olup Derya’yı bilmeden yaşayan balık olmak istemiyorsak, derhal hareket geçmeli, el ele, birlikte daha temiz ve zengin bir Seferihisar için gücümüzü birleştirmeliyiz.

İkinci müjdemiz jeotermalle ilgili. On yılların hayaliydi. 2 yıl önce bir kuyu açtık. 1180 metrede 80 derece suya ulaştık. Bu yıl Bakanlıktan 1 milyon lira hibe almaya hak kazandık. Ve nihayet 2 gün önce suyu 1900 metre öteye taşıyacak dağıtım şebekesinin ilk etabının ihalesine çıktık. Bu yıl içinde otellerden başlayarak jeotermal suyu kullandırmaya başlıyoruz. İlk adım atıldı, vaatler tutuluyor, 40 yıllık hayal  gerçek oluyor.  Hayırlı uğurlu olsun.

Bütün kalbimle inanıyorum ki, doksandört yıl önceki atalarımızı nasıl bugün rahmetle ve minnetle anıyorsak, bizim torunlarımız da bu günü bir başlangıç olarak kabul edip şükranla anacaklardır.

Çünkü bugünden itibaren, jeotermali, güneşi ve rüzgarı bu topraklarda yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştıran, iyileştiren bir kaldıraç olarak kullanmaya başlıyoruz.

İnanıyorum ki, en güzel milliyetçilik te budur, yurtseverlik te budur.

Ve bütün kalbimle inanıyorum ki, tüm Seferihisar’lılar,  hem ATA’larımızın onurlu mirasını koruyacak hem de  bizden sonraki kuşaklara onurla, huzurla yaşayacakları bir kent bırakacaklardır.

Ve bunu Seferihisar’a ve  birbirlerine sahip çıkarak, sımsıkı sarılarak yapacaklardır.

Yaşasın Seferihisar’ın güzel insanları, yaşasın Seferihisar.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti