Seferihisarlı Gençler”HANDİCAMP” ‘ta‏

Sekizi Seferihisar’dan olmak üzere Türkiye’den 13-22 yaş arası 11 genç ve 5 lider, Çek Cumhuriyeti’nde hayatları boyunca unutamayacakları bir yaz kampına katıldı.

Erasmus Plus Programı kapsamında Çek Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen gençlik değişim projesi ile Türkiye ve Çek Cumhuriyeti’nden engelli ve engelli olmayan 34 genç 28 Haziran -6 Temmuz tarihleri arasında bir araya gelerek çeşitli spor, sosyal ve kültürel aktiviteler gerçekleştirdi. Birbirinde farklı aktiviteler ile gençler hem kültürlerarası bir öğrenme gerçekleştirdiler hem de engelli akranları ile fiziksel hiçbir engele takılmadan birlikte 7 gün geçirdiler. Středisko volného času, Ivančice işimli Çek Kuruluşun önderliğinde gerçekleşen Handikamp projesinin katılımcıları, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Seferihisar Belediyesi tarafından yapılan ortak çağrı ile belirlendi. Türkiye’den bedensel ve görme engelli gençlerin de katılımı gerçekleştirilen projenin tüm aktiviteleri engelli ve genç dostu idi.

‘Engel Dediğimiz Şey Kafamızda…’

Çek Cumhuriyeti dönüşü Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’i ziyaret ederek teşekkür eden gençler, katıldıkları aktiviteler ile ilgili oldukça olumlu geribildirimde bulundu. Özellikle projenin 13-18 yaş arasındaki katılımcıları hem ilk uluslararası bir gençlik projesine katılımlarından hem de engelli akranları ile geçirdikleri bir haftadan çok şeyler öğrendiklerini belirttiler.

 
Katılan gençlerin görüşleri: 

Başlangıçta herkesin olduğu gibi benim de aklım da milyonlarca soru işaretleri oluştu. Aslında normaldi bunları yaşamam, bu kadar fazla tereddüt etmem, ben bir bedensel engelliyim. Özellikle Annem bana belli etmemeye çalışsa da, ben anlıyordum. Benim kızım başarabilir mi? diye hep kafasında soru işaretleri vardı. Haklıydı da başarabilir miydim? Aslında ikimizde aynı yerde takılıp kalmıştık. Çünkü Türkiye engelli kaldırımları yetersiz, trafik çok yoğun, gitmek istediğim mekânların girişleri dar, tümsekli veya bozuk oluyor. Bu yüzden dışarıya çıktığımda moralim bozulup eve dönmek zorunda kalıyorum. Açıkçası ben bunları Çek Cumhuriyeti'nde de yaşamaktan korktum.  Ama tüm korkularımı bastırıp cesaretimi topladım ve kendi kendime dedim ki : Selda artık zincirlerini kırıp, korkularından sıyrılıp, onların üzerine gitmen gerek.

Sonra bütün evraklar halloldu ve o büyük gün geldi. Benim oraya gitme amacım kendime olan saygımın ve özgüven duygumun artmasıydı. Benimle gelen arkadaşlarımın az da olsa içlerinde bir endişe vardı: Nasıl yaparız? Başarabilir miyiz? Yardım edebilir miyiz? Kaldığımız kurumda zaten engelli engelsiz diye bir kavram yok orada bir bütünlük söz konusuydu. Biz de bu atmosferden çok etkilendik ve arkadaşlarımla aramızdaki duvarlar daha o gün kalktı aynı etkinlikleri paylaştık onların yapabildiği birçok şeyi birlikte yapabildim, yapabildik. Onun dışında trafik problemi yaşanmadı, engellilere ait yollar vardı. Aynı zamanda neredeyse gittiğimiz tüm mekanlara da girip çıkışlar oldukça rahattı. Şuan arkama dönüp baktığımda iyi ki de yapmışım diyorum. Benim gitme amacım aslında Türkiye'deki engeliler adına bizde varız demekti. Buradan engellilere sesleniyorum:  Azim ve umut ile yapamayacağımız hiç bir şey yok, zincirlerinizi kırın, haydi siz de özgürlüğe uçun…  Selda Karakuyu (Ortopedik Engelli Kadın Katılımcı)

Öncelikle projeye seçildiğimi öğrenince mutluluktan havalara uçtum diyebilirim. Sonra oturup düşündüğümde ise aklımda acabalar oluştu. Acaba engellilerle nasıl iletişim kuracağım? Ya yanlış bir şey söylersem? Kampa girdiğimiz ilk gün ise mantığımla değil vicdanımla hareket etmeye başladım. Sonrasında da aslında engelleri kendimizin kurduğunu anladım.  Bir bakmışım en yakin arkadaşım olmuşlar, onlarla eğlenebildiğimi fark ettim. Aramızda "engeller" olmadan. Beni en derinden etkileyen olay ise görme engelli bir katılımcı arkadaşımıza çevreyi ve oyunları betimleyerek anlatmam oldu. Bu proje bakış açımı fazlasıyla değiştirdi Çek Cumhuriyeti’nde engelli arkadaşlarımıza bu kadar değer verilirken, Türkiye’de neden olmasın demeye başlarken buldum kendimi. Umarım herkese sesimizi duyurabiliriz de, önce zihnimizdeki engelleri kırmayı başarabiliriz. Hande

Özdemir (Kadın Katılımcı)

Handicamp projesine gitmeden önce engelli arkadaşlarımla bir arada olacağımız için, onlarla nasıl iletişim kuracağım onlara nasıl davranmam gerekeceği konusunda tereddütlerim olmuştu ama etkinliklere başladığımız ilk günden itibaren aklımdaki o acabalar yavaş yavaş silindi. Gün geçtikçe aklımdaki engelli kavramı soyutlaştı çünkü aslında engelleri koyanların bizler olduğumuzu anladım. Etkinliklerin herkesin katılabileceği şekilde planlanması çok hoşuma gitti. Özellikle Golball oyunundan çok etkilendim. Bu oyun Görme engellilerle empati kurmamızı sağladı. Bazen bir arkadaşımızın gözleri olduk bazen de ayakları, bu duygu gerçekten paha biçilemez bir duyguydu. Eve döndüğümde kucak dolusu  “iyi ki” lerim oldu. Mesela orada doğanın tadını doya doya çıkardım bu yüzden iyi ki gitmişim. Günü dolu dolu geçirdim bu yüzden iyi ki gitmişim ve en önemlisi engelli arkadaşlarıma karşı artık zihnimdeki engelleri kaldırdım bu yüzden iyi ki gitmişim. Daha bir sürü iyi ki lerim var. Bu projenin bana  bütün bu iyi kileri kattığı için iyi ki katılmışım diyorum. Yaşar Buzyaka (Erkek Katılımcı)

Bizim için çok önemli bir projeydi. Hem eğlendik hem öğrendik. Engelli arkadaşlarımızla empati kurduk. Aslında şunu fark ettim: İstersek engelleri kaldırabiliriz. Engelleri biz yaratıyoruz. Engelsiz bir dünya istiyoruz. 🙂 Zeynep Tenim (Kadın Katılımcı)

Projeye seçildiğimde çok mutlu oldum, bir yandan da korkmaya başladım. İlk düşüncem dil oldu. Nasıl anlaşacağım, İngilizcem iyi değil, temel şeyleri biliyorum sadece diye düşünmüştüm. Projenin 2. gününe kadar bu korkum devam etti. Daha sonra beden diliyle ve kelimelerle anlaşabildiğimi fark ettim. Yabancı ülkedeki katılımcıların da yardım ettiklerini gördüm, bu hem kaynaşmamıza hem de rahatlamama yardımcı oldu. Engellilere nasıl yardım edebileceğim, nasıl davranacağım hakkında bir bilgim yoktu. Aktivite sırasında sürekli yanlarına gidip neler yapabileceğimi sordum. Bowling oyununu bedensel engelliler için biraz değiştirerek bize tanıttılar. Bizim grubumuzda da görme engelli bir ablamız vardı. Çevreyi betimledim, ama oyun için pek faydası olmamıştı. Arkadaşımla atabileceği en rahat pozisyona doğru çevirdik Eda Ablayı. Bende atacağı yöne geçtim ve Eda Ablaya seslenmeye başladım. Bu şekilde oyunu kavradı ve bizim grubun en iyisi oldu. Kaynaşma sorunumda bu şekilde çözülmüş oldu. Proje benim bakış açımı değiştirdi. Aslında engelleri bizim yarattığımızı farklı bir şekilde yaklaştığımızda o engelleri birlikte asabileceğimizi öğrendim. Ece Efecan (Kadın Katılımcı)

İlk öncelikle kampın bana kattıklarından bahsetmek istiyorum. “EMPATİ” kelimesini bence tam anlamıyla yaşadık. Engelli ve engelsiz kişilerin aslında aralarında bir engel olmadığını gördüm ve ister oyunlarda ister sosyal faaliyetlerde asla engel yoktu. En çok zorladığım yer ise yemeklerdi ama tabii ki de damak tadı değişecek, kısa bir sure sonra da ona da alıştım. Onun dışın hiç bir şey de zorlanmadım. Ama engellilerle aramızda asla ve asla “BİR ENGEL YOK” bence kampın kısa özeti budur. Doğan Ceylan (Erkek Katılımcı)

Dětské Středisko Březejc adlı engelli destek ve rehabilitasyon merkezinde hayata geçirilen Handicamp projesinin Türkiye katılımcılarından biriyim. Handicamp, engellilerin sosyal hayattaki yerinin artırılmasının amaçlandığı, onlara ötekileştirilmediklerinin hissettirilmeye çalışıldığı bir proje. Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Seferihisar Belediyesi işbirliğiyle açılan çağrıya, Eurodesk Seferihisar yetkilileri tarafından başvurumuz gerçekleştirildi. Telefon yoluyla yapılan mülakattan sonra seçildiğimiz açıklandı ve gideceğimiz günü sabırsızlıkla beklemeye başladık. Hazırlıklarımız tamamdı. Böylesine güzel bir proje ile hem engelli arkadaşlarımızla koskoca 8 gün geçireceğimiz hem de yeni yerler göreceğimiz için çok heyecanlıydık.

8 gün boyunca engel tanımayan tüm etkinlik ve oyunlara engelli engelsiz tüm katılımcılar olarak katıldık. Birbirimizin kültürlerini gördük, beraber yüzdük, ata bindik ve daha bir sürü etkinlikte yer aldık. Çek Cumhuriyeti katılımcılarına kendi kültürümüzden kına gecesini ve bazı halk danslarımızı gösterdik. Brno kentini ve kaldığımız yere yürüme mesafesinde bulunan Ronov köyünü hep birlikte gezdik. İngilizce konuştuk ve İngilizcemizi geliştirdik. En önemlisi de sıkı ve güzel dostluklar kurduk. Bu projeyle engel dediğimiz şeyin yalnızca kafamızda var olduğunu ve kimseyi ötekileştirilmemiz gerektiğini, hep beraberken her şeyin daha güzel olduğunun farkına vardım. Efekan Güney (Erkek Katılımcı)

 

Projeden Seferihisar Belediyesi sayesinde haberim oldu ve başvurdum. Telefonla kısa bir mülakattan sonra proje için seçildiğimi öğrendim. O an o kadar mutlu oldum ki anlatamam çünkü yeni deneyimler yaşama fırsatı geçmişti elime  Ama tabii ki kafamda sorular ve bazı korkular vardı. Acaba orada nasıl zaman geçirecektim; engelli arkadaşlarımla nasıl iletişim kurmam gerekliydi; Çeklerin kültürü nasıldı, alışabilecek miydim? Kafamdaki bu sorulara tam yanıt bulamamışken gitme günü de geldi çattı. Kalacağımız yere vardığımızda çok sıcak bir şekilde karşılandık. Kaldığımız yer ormanın ve göllerin arasında engelli ve engeli olmayan insanların birlikte zaman geçirdikleri bir rehabilitasyon merkeziydi.
Kampta her şey muazzam bir program ile ayarlanmıştı. Aktiviteler öylesine özenle seçilmişti ki hiçbirimizin arasında engel yoktu. Bu kamp ile birlikte bakış açımı genişletme, dünyaya farklı açıdan bakma fırsatı da yakaladım. Bu kampta kendimi daha duyarlı hissettim ve yardımlaşmanın önemini gördüm.  Günlerimiz öylesine dolu geçiyordu ki. Birçok yeni oyun öğrendik; cube, petang, bocce, goal ball, monkey, bowling, yüzme…  Grupça eğlenmenin tadını çıkardık. Halı ördük, t-shirt , defter, kolye yaptık. Yeni şeyler üretmenin, yaratıcılığımızı geliştirmenin mutluluğunu yaşadık.
Şu an Çek Cumhuriyeti’nden bir sürü arkadaşım oldu. Onlarla mesajlaştığım, özel günlerde onlara posta kart atacağım, en yakın zamanda tekrar buluşmak isteyeceğim arkadaşlar…
Eğer ki elinize böyle bir projeye katılma şansı geçtiyse tereddüt etmenizi gerektirecek hiçbir şey yok. Katılın ve yeni şeyler öğrenmenin zevkini çıkarın. Hayata olan bakış açınız değişsin, olgunlaşın, özgüveniniz artsın. Firuzan Eda Eskiyurt (Kadın Katılımcı)

 

{gallery}1636{/gallery}