KARAR SAYISI 21: Sahil şeridi, sürdürülebilir turizm anlayışı ve kültürel mirası ile öne çıkan ilçemiz ile Kuzey Makedonya'nın Ohri kenti arasında turizm, kültür, çevre ve yerel kalkınma alanlarında iş birliği yapılması için Belediyemiz ile Ohri Belediyesi arasında kardeş kent ilişkisinin kurulması 5393 sayılı Belediye Kanununun 18. maddesinin (p) bendi ve 74. maddesine göre Meclisçe değerlendirilerek oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 22: "Düzce Mahallesi 306 ada 186 no.lu parsel_malikleri Emine Boy, M. Yeşim Karazeybek, S. Zafer Boy ‘a ait 08.01.2026 tarihli itiraz:Parsel maliklerince, Düzce Mahallesi, 306 ada 186 numaralı parselin de içerisinde bulunduğu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde parselin, emsal değerlerinin %10-%20 olarak belirlenmesinin ve yol geçirilmesinin imar haklarını azalttığından bahisle itiraz edilmekte ve parselin imar dışında kalan kısmının imar adasına dahil edilmesi, nüfusa etkisi olmayacağından emsalin artırılması ve Ticaret + konut alanı olarak belirlenmesi talep edilmektedir.
Yapılan incelemede; İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 05.843 sayılı ve 12.09.2012 tarihli kararı ve 08.10.2012 tarihinde onaylanan 1/25.000 Ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında söz konusu parselin küçük bir kısmı Kentsel Gelişme alanında, büyük kısmı ise Tarımsal Nitelikli Alan içinde kalmaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 25.11.2013 tarih ve 05/1426 sayılı kararı ile uygun görülerek 15.01.2014 tarihinde onaylanan "İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Merkez Planlama Bölgesi 1/5.000 ölçekli Revizyon ve İlave Nazım İmar Planı'nda ise gelişme alanında kalan kısmı nazım plan dahilinde olup, "Çok Seyrek Yoğunlukta Gelişme Konut Alanları" olarak belirlenmiştir. Söz konusu Nazım Planın çevre düzeni plan kararlarına uygun olarak kullanım kararları belirlendiği anlaşılmıştır. Parselin tarım alanındaki kısmı Nazım Plan Onama sınırları dışında kalmaktadır.
1. Plan değişikliği; "emsal artırımı" veya "ilave yapılaşma hakkı üretimi" amacı taşımamakta, tersine planın uygulanabilirliğini ortadan kaldıran zayiat/DOP kaynaklı problemi çözmeye yöneliktir. Gelişme Konut alanları yaklaşık 11.118 m² büyütülmüş olmakla birlikte, alanda yeni bir nüfus veya inşaat artışına sebebiyet vermemek ve yalnızca zayiat oranını dengelemek amacıyla yaklaşım geliştirilmiş ve emsal değerleri düşürülmüştür. Bu doğrultuda meri plandaki TAKS:0.15 – KAKS:0.30 şeklindeki yapılaşma oranları; Nazım İmar Planındaki "çok seyrek yoğunluk" değerleri içinde kalmak üzere TAKS:0.10 – KAKS:0.20 olarak yeniden belirlenmiştir. Dolayısıyla getirilen yapılaşma koşulları nazım planın yoğunluk yaklaşımı ile uyumludur; itirazda talep edilen %15–%30 TAKS/KAKS artışı yapılır ise imar adalarının yaklaşık 11.118 m2 büyütüldüğü dikkate alındığında emsal alan ile çarpıldığında nüfus oranı da artacaktır. Dolayısıyla emsalin aynı kalması ile nüfus oranı artacak bu da ilave sosyal altyapı alanı ayrılması zorunluluğu getirecektir. Bu talep gerek nüfus artışına gerekse nazım plandaki "çok seyrek" kademelenmeyi fiilen aşındıracak nitelikte olup plan kademelenmesi ve plan hiyerarşisi açısından kabul edilebilir değildir.
2. İtiraza konu sahada ele alınan plan değişikliğinin yapılma gerekçesi; plan açıklama raporunda açıkça belirtildiği üzere, eski 477 no.lu parselde yapılan imar uygulaması sonucunda oluşan 0 ada 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 779, 780, 781, 782, 783, 784 no.lu parsellerin ve yakın çevresinin geçmiş imar uygulaması ile %24 oranında kamuya terk ve zayiat vermiş olmasıdır. Buna karşın mevzuata uygun şekilde yeniden imar uygulaması yapılmak istendiğinde, geçmiş uygulama verileri de dikkate alındığında zayiat oranının %50 seviyesine ulaştığı, bu nedenle yürürlükteki imar planı kararlarıyla alanda yeni imar uygulaması yapılamadığı, planın fiilen uygulanamaz hâle geldiği ve ciddi uygulama sorunları doğduğu tespit edilmiştir. Ancak adı geçen bölgede onaylı imar planına göre imar uygulaması yapılmak istendiğinde; ilgili birimlerce yapılan ayrıntılı teknik inceleme sonucunda söz konusu parsellerin tapuda geldisinin 477 no.lu parsel olduğu, kimi parselin arsa kimi parselin tarla vasfında bulunduğu, plan değişikliği yapılan alanın güneyinde kalan ve 15.01.2016 tarihli uygulama imar planından önceki dönem imar planlarına göre İlçe Belediyesince 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15., 16. ve 18. Maddeleri kapsamında imar uygulaması yapılırken, eski 477 no.lu parselin tümünün uygulamaya dâhil edildiği; buna göre imar planı kararı bulunmayan alanda parselleri kapsayan kısımlarda dahi imar uygulaması sonucu terk ve ifrazlar yapılarak arsa vasıflı parsellerin oluşturulduğu; dolayısıyla anılan parsellerden %24 oranında zayiat alındığı anlaşılmıştır. Ne var ki uygulama imar planları hazırlanırken alanın kadastral parsel olarak görülmesi ve söz konusu uygulama verilerinin temin edilememesi nedeniyle, bölgede ilk defa plan yapıldığı kabulüyle uygulama imar planı zayiatı; yasal zayiat oranını aşmayacak şekilde %44,8 olarak hesaplanmış, kullanım kararları ve alan büyüklüklerine ilişkin fonksiyon dağılımı bu hesap üzerinden kurgulanarak imar planı onaylanmıştır. Gelinen aşamada; geçmiş imar uygulaması ile %24 oranında kamuya terk ve zayiat verilmiş olmasına rağmen, mevzuata göre yeniden uygulama yapılmak istendiğinde geçmiş uygulama verilerinin de sisteme dâhil olmasıyla zayiat oranının %50'ye ulaştığı, bu nedenle yürürlükteki imar planına göre alanda yeni imar uygulamalarının fiilen yapılamadığı, planın uygulanamadığı ve sahada mülkiyet/uygulama sorunlarının süreklilik kazandığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen yeni veriler doğrultusunda alandaki zayiat oranının yasal sınırlar içine çekilmesi amacıyla, plan zayiatını düşürecek şekilde imar planı revizyonu ele alınmıştır. Bu nedenle parselin kullanım kararı değiştirilemez.
3. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 6. Maddesinin 5. Fıkrasında: "Evvelce yapılan düzenlemeler dolayısıyla düzenleme ortaklık payı alınmış olan arsa veya araziler, düzenleme ortaklık payı hesabına katılmaz. Ancak, her türlü imar planı kararı ile düzenleme sahasını kapsayan alanda; yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması halinde, artış olan parsellerden uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması ve uygulamayı yapan idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu veya Sermaye Piyasası Kurulu lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanları tarafından parsellerde değer artışı olduğunun raporlanması halinde, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını yüzde kırk beşe (%45) kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir." hükmü yer almaktadır. Bu açık düzenleme karşısında; sahada plan zayiatının, 18. Madde uygulama sınırları içinde %45'i tamamlayacak ve böylelikle uygulama yapılabilecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Zira yasal zayiat oranı üzerindeki DOP miktarının kamulaştırılması; kamuya çok yüksek maliyet doğuracak, kamulaştırma programına alınamayan alanlarda hak sahiplerini fiilen belirsizliğe/mağduriyete itebilecek ve kentin gelişme noktasında âtıl kalabilecek bu alanında çözümü imkânsızlaştıracaktır. Dolayısıyla plan değişikliği, tam da bu kamu yararı ve uygulanabilirlik zorunluluğu nedeniyle gündeme gelmiştir. İtiraz konusu plan değişikliği, bölgedeki onaylı 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında yapılan bir değişiklik olup, imar planı değişikliği onama sınırları dışında ve imar sınırları dışında kalan alanların plan sınırına dahil edilmesi İmar mevzuatı ve planlama ilkeleri açısından olanaksızdır.
Bu bağlamda; bu bir plan revizyonu olup, nazım plan ana kararlarını ve kullanım değiştirilmemekle birlikte; imar adalarının formları, park alanları, yollar ile gelişme konut alanı olarak belirlenen imar adalarının büyüklüklerinde teknik düzenlemeler yapılmıştır. Gelişme Konut alanları yaklaşık 11.118 m² büyütülmekle birlikte, alanda yeni bir nüfus veya inşaat artışına sebebiyet vermemek ve yalnızca zayiat oranını dengelemek amacıyla meri plandaki TAKS:0.15 – KAKS:0.30 şeklindeki yapılaşma oranları (Nazım imar planındaki yoğunluk değerleri içinde kalmak üzere) TAKS:0.10 – KAKS:0.20 olarak belirlenmiştir. Ayrıca parselin Ticaret Konut olarak belirlenmesi talebi bu aksta bu yönde bir gelişim olmaması ve yol boyunca plan bütününde ve özellikle merkez bölgelerde yeterli oranda Ticaret konut alanı ayrılmış olması nedeniyle planın genel ilke ve esaslarına aykırıdır.
4. Ayrıca meri plan ile plan değişikliğindeki yol güzergahında bir değişiklik yapılmamıştır, parselin imar planı sınırları içine giren kısmındaki ana plan kararlarında da bir değişiklik bulunmamaktadır, parselin malikince plan onama sınırı dışında kalan kısmının imar planına dahil edilmek istendiği açıktır. Yukarıda belirtildiği üzere mevzuat gereği onaylı meri imar planı sınırları aynen korunmak zorundadır, tersi durum İmar mevzuatına ve planlama ilkelerine aykırıdır. Ayrıca 1/25000 öleçekli plan ile 1/1000 ölçekli imar planı kullanım kararlarının metrekare olarak karşılaştırılması doğru bir yaklaşım olmayıp, Çevre düzeni Plan Notlarının 6.11. maddesinde. " Bu planda kentsel kullanım kararı getirilen arazi kullanım kararlarına ait sınırlar şematik olup; bu plan üzerinden ölçü alınamaz, yer tespiti yapılamaz. Planda belirlenen bu alanlar, alanın tamamının yerleşime açılacağını göstermez. Bu alanların sınırları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda alt ölçekli planlarda belirlenecektir. Bu planda kentsel kullanım kararı getirilmiş alanlarda, 1/25000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı'na uygun alt ölçekli imar planları yapılmadan uygulamaya geçilemez" hükmü dikkate alınmalıdır.
Bu nedenlerle anılan parselde yapılan itirazın, üst ölçek plan kararlarına aykırı olması, yoğunluk ve emsal değerlerinin onaylı nazım plan yoğunluk değerleri içinde kalması ve plan bütünlüğü açısından uygun bulunmamaktadır.
Düzce Mahallesi 771 no.lu parsel maliki Mustafa Cindoğlu Vekili Meral Celep'e ait 05.01.2026 tarihli itiraz:
Parsel maliki Vekilince, Düzce Mahallesi, 771 numaralı parselinde içerisinde bulunduğu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde parselin Tarım Alanı olarak belirlenmesinin taşınmazın mülkiyet hakkını kısıtladığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarının öngördüğü uygulama eşitliğine aykırı olduğu, taşınmazın 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda "Kentsel Gelişme Alanı" kullanım kararında kaldığı, tarımsal niteliği olmadığı , hatalı sınıflandırma yapıldığından bahisle, itiraz edilmekte ve konut alanı olarak belirlenmesi talep edilmektedir. Parselin plan değişikliğinde de tarım alanı kararının devam ettirildiği, bunun da açık biçimde hukuka, şehircilik esaslarına ve kamu yararı ilkesine aykırı olduğu, söz konusu plan kararı, bilimsel ve teknik verilere dayanmadığı gibi, idarenin takdir yetkisini ölçüsüz ve keyfî biçimde kullandığı ifade edilmektedir. Ayrıca itiraz dilekçesinde Anayasa'nın 10. maddesi uyarınca, benzer durumda bulunan taşınmazlar arasında nesnel ve teknik bir gerekçe olmaksızın farklı plan kararları alınması hukuken mümkün değildir. Plan açıklama raporunda, bu iki parselin neden çevresinden farklı bir kullanım kararına tabi tutulduğuna ilişkin hiçbir somut, ölçülebilir ve teknik gerekçe ortaya konulmadığı, yeni kurum görüşü alınmadığı, kamu yararı olmadığı gibi hususlar iddia edilmektedir
1. Plan Hiyerarşisi ve Mevcut Plan Kararlarının Sürekliliği
Yapılan incelemede; itiraza konu parselin;1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda "Kentsel Gelişme Alanı" kapsamında yer aldığı,12.09.2012 onay tarihli İzmir Büyükşehir Bütünü 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda da "Kentsel Gelişme Alanı" kullanım kararında kaldığı, ancak; İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 25.11.2013 tarih ve 05/1426 sayılı kararı ile uygun görülerek 15.01.2014 tarihinde onaylanan yürürlükteki 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda "Tarım Alanları" kullanımında, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 15.01.2016 tarih ve 05.121 sayılı kararı ile uygun görülerek onaylanan yürürlükteki 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı'nda da "Tarım Alanı" kullanımında kaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, itiraza konu plan değişikliği ile parselin kullanım kararı ilk kez "tarım" yapılmış değildir; parselin "Tarım Alanı" kararının, 2014 ve 2016 onaylı alt ölçekli imar planlarında tesis edildiği; plan değişikliğinde ise bu kararın korunduğu anlaşılmaktadır.
2. Tarım (Zeytinlik) Niteliğine İlişkin Kurum Görüşü ve 5403 Sayılı Kanun Kapsamı
Nazım imar planının yapım sürecinde alınan imar planına esas kurum görüşleri kapsamında, mülga Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nün 23.05.2012 tarih ve 22734 sayılı görüşünde söz konusu parselin "Zeytinlik" olarak belirtildiği, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede; imar planlarında parselin "Tarım Alanı" olarak belirlenmesi, salt planlama tercihine dayalı keyfî bir sınıflandırma olmayıp, imar planına esas kurum görüşü ve tarım mevzuatı kısıtları doğrultusunda tesis edilen zorunlu bir plan kararıdır. Planlama sürecinde idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve mevzuatla çizilen sınırlar içinde kullanılabilir; tarım dışı kullanımın ilgili tarım otoritesi tarafından uygun görülmediği bir alanda, "konut alanı" kararı oluşturulması plan hiyerarşisine ve tarım mevzuatına aykırılık oluşturacaktır.
3. Askı Süreci, İtiraz/Dava Yokluğu ve Kazanılmış Hak İddiasının Bulunmaması
771 parselin "Tarım Alanı" kullanım kararı; 2014 onaylı 1/5000 Nazım ve 2016 onaylı 1/1000 Uygulama imar planları ile belirlenmiş olup, söz konusu planların askı süreçlerinde parsel malikince herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ayrıca bu plan kararlarına karşı açılmış bir dava kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum; mevcut plan kararının idari süreçlerde kesinleştiğini, itiraza konu plan değişikliğinin ise parsel bakımından yeni bir kısıtlama getirmediğini göstermektedir. Öte yandan, imar planı kararları "kazanılmış hak" doğurmadığı gibi, üst ölçek planlarda yer alan genel kararlar da alt ölçek planlarda otomatik olarak aynı kullanıma dönüşmez.
4. Üst Ölçek Planlarda "Kentsel Gelişme Alanı" Kararının Alt Ölçek Planlara Etkisi
İtiraz dilekçesinde dayanak gösterilen "üst ölçekli planda kentsel gelişme alanında kalma" iddiası, tek başına alt ölçek planlarda konut kullanımı oluşturulmasını zorunlu kılmaz. Nitekim; 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Notlarının 7.2 maddesinde; " 7.2. Bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemez. Bu plan ile belirlenen kentsel yerleşme alanları, bu alanların tamamının yerleşime açılacağını göstermez. Bu alanların sınırları, alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, bu planda ve plan hükümleri ekinde yer alan tabloda belirlenen hedef nüfus dikkate alınarak kesinleştirilir." Denmektedir. Bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemeyeceği, kentsel yerleşme/gelişme alanı kararlarının alanın tamamının yerleşime açılacağı anlamına gelmediği, sınırların alt ölçekli planlarda kurum görüşleri ile doğal-yapay-yasal eşikler doğrultusunda kesinleştirileceği açıkça belirtilmektedir. Bu nedenle 1/100.000 ölçekli planda "kentsel gelişme alanı" kararı bulunması, alt ölçek planlarda ilgili kurum görüşleri ve yasal eşikler gereği alanın "tarım alanı" olarak korunmasına engel değildir.
Ayrıca 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planının plan notlarında da bu husus vurgulanmaktadır, 7.15. maddesinde: "7.1.5. …. Gelişme alanı belirlenmemiş yerleşim birimlerinde yapılacak alt ölçekli planlarda imar planına esas kurum ve kuruluş görüşleri, jeolojik ve jeoteknik etüt raporları, nüfus projeksiyon verileri dikkate alınarak gelişme alanı belirlenecektir..." denmektedir. Benzer şekilde 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan notlarında da gelişme alanı belirleme sürecinin, alt ölçek planlarda imar planına esas kurum görüşleri, jeolojik / jeoteknik etütler ve nüfus projeksiyonları gibi teknik verilerle yapılacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla üst ölçek plan kararının, alt ölçek plan kararını otomatik belirlediği yönündeki yaklaşım plan notlarıyla açıkça çelişmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7. Maddesinin j bendinde: " j) Planların hazırlanmasında plan türüne göre katılım sağlanmak üzere anket, kamuoyu yoklaması ve araştırması, toplantı, çalıştay, internet ortamında duyuru ve bilgilendirme gibi yöntemler kullanılarak kurum ve kuruluşlar ile ilgili tarafların görüşlerinin alınması esastır." ve 19. Maddesi c bendinde: "c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi," dendiğinden onaylanan Nazım İmar Planında "TARIM ALANI" olarak belirlendiği anlaşılmış olup, söz konusu parselin tarım dışı amaçla kullanılabileceğine dair imar planına esas kurum görüşü bulunmadığından , parsel itiraza konu söz konusu plan değişikliğinde de tarım alanı olarak korunmuştur.
5. "Yeni Kurum Görüşü Alınmadı" İddiası
İtiraza konu işlem bir "plan değişikliği" olmakla birlikte, 771 parsel yönünden kullanım kararı değişikliği yapılmamıştır; parselin "Tarım Alanı" kararının sürekliliği korunmuştur. Bu nedenle parsel özelinde yeniden Tarım İl Müdürlüğünden kurum görüşü alınmasını zorunlu kılacak nitelikte, "mekânsal kararı değiştiren" yeni bir durum oluşmamıştır. Kaldı ki, plan değişikliğinin amacının "uygulama sorunlarının giderilmesi" olduğu; 1/5000 nazım planın ana kararlarını değiştirmediği ve plan hiyerarşisinde tarım mevzuatına aykırı yeni bir kullanım üretmediği dikkate alındığında, yeniden kurum görüşü alınmasını gerektiren bir içerik bulunmamaktadır.
6. Eşitlik (Anayasa m.10) ve "Çevresinden Farklı Kullanım" İddiası
İtiraz dilekçesinde Anayasa'nın 10. maddesi uyarınca eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de; eşitlik ilkesi, tüm taşınmazlara aynı plan kararının verilmesini değil, aynı teknik/hukuki koşullara sahip taşınmazların aynı işlem görmesini gerektirir.771 parselin plan kararını belirleyen temel kriter, 2012 tarihli tarım kurum görüşünde parselin "zeytinlik" niteliğinde değerlendirilmesi ve 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı kullanıma izin verilmemesidir. Bu hukuki/teknik eşik, çevredeki diğer parsellerle aynı olmayabilir. Dolayısıyla, farklı plan kararının varlığı tek başına eşitsizlik oluşturmaz; farklılığın dayandığı nesnel ve hukuki gerekçe mevcuttur. Bu durumda idarenin keyfî davrandığı veya ölçüsüz takdir kullandığı iddiası yerinde değildir.
7. Mülkiyet Hakkı İddiasına Yanıt (Anayasa ve Kamu Yararı)
İmar planlarında getirilen kullanım kararları, kamu yararı ve mevzuat çerçevesinde mülkiyet hakkına bazı sınırlamalar doğurabilir. Tarım alanlarının ve zeytinliklerin korunması; toprağın sürdürülebilirliği, tarımsal üretim ve çevresel denge bakımından kamu yararı taşıyan, kanunla öngörülmüş koruma rejimidir. Bu kapsamda "tarım alanı" kararı, mülkiyet hakkına keyfî bir müdahale değil; tarım mevzuatının ve kurum görüşlerinin zorunlu sonucu niteliğindedir.
8. Sonuç: İtirazın Uygun Bulunmaması
Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde;771 parselin "Tarım Alanı" kullanım kararının 2014 ve 2016 onaylı yürürlükteki alt ölçek planlarda tesis edildiği, Bu kararın 2012 tarihli tarım kurum görüşü (zeytinlik) ve 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı kullanıma izin verilmemesi nedeniyle belirlendiği, Üst ölçek planlarda "kentsel gelişme alanı" kararının alt ölçek planlarda otomatik olarak konut kararı doğurmadığı; Plan notlarının kurum görüşleri ve yasal eşiklere atıf yaptığı, Plan değişikliğinde parsel yönünden kullanım değişikliği bulunmadığından yeniden kurum görüşü alınmasını zorunlu kılan yeni bir durum oluşmadığı, Eşitlik ilkesine aykırılık iddiasının, parselin hukuki/teknik koşullarının farklılığı ve tarım mevzuatı eşiği nedeniyle yerinde olmadığı, anlaşıldığından, parselin "Konut Alanı" olarak belirlenmesi talebine ilişkin itirazın uygun bulunmadığı değerlendirilmektedir. Bu gerekçelerle söz konusu itiraz, 1/100.000 ölçekli Çevre düzeni Planı ile 1/25000 ölçekli Çevre düzeni Planı Plan notlarına, 2012 tarihli Tarım görüşün, Mekânsal Planlar yapım Yönetmeliğinin 19. Maddesine ve planlama ilke ve esaslarına aykırı olduğundan uygun bulunmamaktadır.
Düzce Mahallesi 773 no.lu parsel maliki Hasan Ceylan ‘a ait 08.01.2026 tarihli itiraz :
Parsel malikince , Düzce Mahallesi, 773 numaralı parselinde içerisinde bulunduğu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde parselin, emsal değerlerinin %10-%20 olarak belirlenmesinin imar haklarını azalttığından bahisle itiraz edilmekte; anılan değerlerin %15-%30 olarak belirlenmesi talep edilmektedir.
Yapılan incelemede; İtiraz konusu plan değişikliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 25.11.2013 tarih ve 05/1426 sayılı kararı ile uygun görülerek 15.01.2014 tarihinde onaylanan "İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Merkez Planlama Bölgesi 1/5.000 ölçekli Revizyon ve İlave Nazım İmar Planı" kapsamında gelişme alanında kalan kısmı nazım plan dâhilinde olup, "Çok Seyrek Yoğunlukta Gelişme Konut Alanları" olarak belirlenmiştir. Söz konusu Nazım Planın, çevre düzeni plan kararlarına uygun olarak kullanım kararlarını oluşturduğu anlaşılmıştır. İtiraza konu sahada ele alınan plan değişikliğinin yapılma gerekçesi; plan açıklama raporunda açıkça belirtildiği üzere, eski 477 no.lu parselde yapılan imar uygulaması sonucunda oluşan 0 ada 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 779, 780, 781, 782, 783, 784 no.lu parsellerin ve yakın çevresinin geçmiş imar uygulaması ile %24 oranında kamuya terk ve zayiat vermiş olmasıdır. Buna karşın mevzuata uygun şekilde yeniden imar uygulaması yapılmak istendiğinde, geçmiş uygulama verileri de dikkate alındığında zayiat oranının %50 seviyesine ulaştığı, bu nedenle yürürlükteki imar planı kararlarıyla alanda yeni imar uygulaması yapılamadığı, planın fiilen uygulanamaz hâle geldiği ve ciddi uygulama sorunları doğduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla, plan değişikliği; "emsal artırımı" veya "ilave yapılaşma hakkı üretimi" amacı taşımamakta, tersine planın uygulanabilirliğini ortadan kaldıran zayiat/DOP kaynaklı problemi çözmeye yöneliktir. Gelişme Konut alanları yaklaşık 11.118 m² büyütülmüş olmakla birlikte, alanda yeni bir nüfus veya inşaat artışına sebebiyet vermemek ve yalnızca zayiat oranını dengelemek amacıyla yaklaşım geliştirilmiştir. Bu doğrultuda meri plandaki TAKS:0.15 – KAKS:0.30 şeklindeki yapılaşma oranları; Nazım İmar Planındaki "çok seyrek yoğunluk" değerleri içinde kalmak üzere TAKS:0.10 – KAKS:0.20 olarak yeniden belirlenmiştir. Dolayısıyla getirilen yapılaşma koşulları nazım planın yoğunluk yaklaşımı ile uyumludur; itirazda talep edilen %15–%30 (TAKS/KAKS artışı) ise nazım plandaki "çok seyrek" kademelenmeyi fiilen aşındıracak nitelikte olup plan kademelenmesi ve plan hiyerarşisi açısından kabul edilebilir değildir.
Parsel; 1 Numaralı plan değişikliği sahası içinde kalmaktadır. Bu alan, Düzce Mahallesi 0 ada 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 781, 782, 783, 784, 992 no.lu parsellerin bulunduğu bölgeyi kapsamakta olup, söz konusu parseller ilk kez İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 15.01.2016 tarih ve 05.121 sayılı kararı ile uygun görülerek Başkanlık Makamınca onaylanmış olan "İzmir, Seferihisar, Merkez Planlama Bölgesi, 2. Etap Uygulama İmar Planı" onama sınırları içine dâhil edilmiştir. Anılan parseller meri uygulama imar planda "Gelişme Konut Alanı", "Anaokulu Alanı", "Taşıt Yolu" ve "Park" kullanım kararlarında kalmakta olup, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. Maddesine tabidir. Ancak adı geçen bölgede onaylı imar planına göre imar uygulaması yapılmak istendiğinde; ilgili birimlerce yapılan ayrıntılı teknik inceleme sonucunda söz konusu parsellerin tapuda geldisinin 477 no.lu parsel olduğu, kimi parselin arsa kimi parselin tarla vasfında bulunduğu, plan değişikliği yapılan alanın güneyinde kalan ve 15.01.2016 tarihli uygulama imar planından önceki dönem imar planlarına göre İlçe Belediyesince 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15., 16. ve 18. Maddeleri kapsamında imar uygulaması yapılırken, eski 477 no.lu parselin tümünün uygulamaya dâhil edildiği; buna göre imar planı kararı bulunmayan alanda parselleri kapsayan kısımlarda dahi imar uygulaması sonucu terk ve ifrazlar yapılarak arsa vasıflı parsellerin oluşturulduğu; dolayısıyla anılan parsellerden %24 oranında zayiat alındığı anlaşılmıştır. Ne var ki uygulama imar planları hazırlanırken alanın kadastral parsel olarak görülmesi ve söz konusu uygulama verilerinin temin edilememesi nedeniyle, bölgede ilk defa plan yapıldığı kabulüyle uygulama imar planı zayiatı; yasal zayiat oranını aşmayacak şekilde %44,8 olarak hesaplanmış, kullanım kararları ve alan büyüklüklerine ilişkin fonksiyon dağılımı bu hesap üzerinden kurgulanarak imar planı onaylanmıştır.
Gelinen aşamada; geçmiş imar uygulaması ile %24 oranında kamuya terk ve zayiat verilmiş olmasına rağmen, mevzuata göre yeniden uygulama yapılmak istendiğinde geçmiş uygulama verilerinin de sisteme dâhil olmasıyla zayiat oranının %50'ye ulaştığı, bu nedenle yürürlükteki imar planına göre alanda yeni imar uygulamalarının fiilen yapılamadığı, planın uygulanamadığı ve sahada mülkiyet/uygulama sorunlarının süreklilik kazandığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen yeni veriler doğrultusunda alandaki zayiat oranının yasal sınırlar içine çekilmesi amacıyla, plan zayiatını düşürecek şekilde imar planı değişikliği ele alınmıştır.
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 6. Maddesinin 5. Fıkrasında: "Evvelce yapılan düzenlemeler dolayısıyla düzenleme ortaklık payı alınmış olan arsa veya araziler, düzenleme ortaklık payı hesabına katılmaz. Ancak, her türlü imar planı kararı ile düzenleme sahasını kapsayan alanda; yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması halinde, artış olan parsellerden uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması ve uygulamayı yapan idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu veya Sermaye Piyasası Kurulu lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanları tarafından parsellerde değer artışı olduğunun raporlanması halinde, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını yüzde kırk beşe (%45) kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir." hükmü yer almaktadır. Bu açık düzenleme karşısında; sahada plan zayiatının, 18. Madde uygulama sınırları içinde %45'i tamamlayacak ve böylelikle uygulama yapılabilecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Zira yasal zayiat oranı üzerindeki DOP miktarının kamulaştırılması; kamuya çok yüksek maliyet doğuracak, kamulaştırma programına alınamayan alanlarda hak sahiplerini fiilen belirsizliğe/mağduriyete itebilecek ve kentin gelişme noktasında âtıl kalabilecek bu alanında çözümü imkânsızlaştıracaktır. Dolayısıyla plan değişikliği, tam da bu kamu yararı ve uygulanabilirlik zorunluluğu nedeniyle gündeme gelmiştir.
Bu bağlamda; yürürlükteki plandaki ana kullanım kararları değiştirilmemekle birlikte; imar adalarının formları, park alanları, yollar ile gelişme konut alanı olarak belirlenen imar adalarının büyüklüklerinde teknik düzenlemeler yapılmıştır. Gelişme Konut alanları yaklaşık 11.118 m² büyütülmekle birlikte, alanda yeni bir nüfus veya inşaat artışına sebebiyet vermemek ve yalnızca zayiat oranını dengelemek amacıyla meri plandaki TAKS:0.15 – KAKS:0.30 şeklindeki yapılaşma oranları (Nazım imar planındaki yoğunluk değerleri içinde kalmak üzere) TAKS:0.10 – KAKS:0.20 olarak belirlenmiştir. Buna göre, meri plana göre plan değişikliği sınırı içindeki toplam inşaat alanı 9.463 m² iken öneri plan değişikliği kararları ile 8.532 m²'ye düşürülmüştür. Dolayısıyla, alanda yaşayacak nüfus yaklaşık 19 kişi azalmış; plan değişikliği, iddia edildiğinin aksine "imar hakkı artırımı" değil, "yoğunluk ve inşaat alanını azaltıcı" sonuç doğurmuştur. Kişi başına düşen yeşil alan miktarında azalma olmakla birlikte, plan değişikliği sınırları içinde azaltılan yeşil alanların, aynı dosya kapsamında hazırlanan ve sunulan 2, 3 ve 4 numaralı plan değişikliği bölgeleri içinde toplamda sağlanmasına yönelik yaklaşım benimsenmiş olup, fonksiyon dağılımı ve m² oranları işbu raporun sonunda verilen kent karakter tablosunda gösterilmiştir. 1 no.lu alan için hazırlanan imar planı değişikliği ile; meri uygulama imar planı onayından sonra tapu alanları ve geçmiş imar uygulamaları sonucu ortaya çıkan zayiat oranlarına bağlı uygulama sorunlarının giderilmesi ve 18. madde uygulamasının yapılabilir hâle getirilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenlerle; anılan parselde yapılan itirazın, uygulama imar planında belirlenen %10–%20 yoğunluk ve emsal değerlerinin onaylı nazım planın "çok seyrek yoğunluk" kararları içinde kalması, plan değişikliği yaklaşımının ilave nüfus/inşaat üretmeyip tersine toplam inşaat alanını düşürmesi ve zayiat oranını yasal sınırlara çekerek uygulamayı mümkün kılmayı hedeflemesi karşısında; itirazda talep edilen emsal artışının kaçınılmaz olarak nüfus ve yapılaşma yoğunluğu artışına sebebiyet vereceği, uygulama dengesini bozacağı ve plan değişikliğinin kamu yararı amaçlı kurucu gerekçesini ortadan kaldıracağı açık olduğundan, yapılan itiraz uygun bulunmamaktadır.
Düzce Mahallesi 781 no.lu parsel maliki Hüseyin Ertem'e ait 07.01.2026 tarihli itiraz:
Parsel malikince, Düzce Mahallesi, 781 numaralı parselinde içerisinde bulunduğu plan öncesi onaylı mevzii imar planı sınırlarının korunmadığı ve eski 477 no.lu parseldeki uygulamaların dikkate alınmadığı, müktesep hakların elden alındığından bahisle 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğine itiraz edilmektedir.
Yapılan incelemede; İtiraz konusu plan değişikliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 25.11.2013 tarih ve 05/1426 sayılı kararı ile uygun görülerek 15.01.2014 tarihinde onaylanan "İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Merkez Planlama Bölgesi 1/5.000 ölçekli Revizyon ve İlave Nazım İmar Planı" kapsamında gelişme alanında kalan kısmı nazım plan dâhilinde olup, "Çok Seyrek Yoğunlukta Gelişme Konut Alanları" olarak belirlenmiştir. İtiraza konu alanda ele alınan plan değişikliğinin yapılma gerekçesi; plan raporunda da açıkça belirtildiği üzere, eski 477 no.lu parselde yapılan uygulama sonucunda oluşan 0 ada 768, 769, 770, 771, 772, 773, 774, 775, 776, 779, 780, 781, 782, 783, 784 no.lu parsellerin ve çevresinin geçmiş imar uygulaması ile %24 oranında kamuya terk ve zayiat vermiş olmasıdır. Buna karşın mevzuata uygun şekilde yeniden imar uygulaması yapılmak istendiğinde, geçmiş uygulama verileri de dikkate alındığında zayiat oranının %50 seviyesine ulaştığı, bu nedenle yürürlükteki imar planına göre alanda yeni imar uygulamalarının fiilen yapılamadığı, dolayısıyla plan kararlarının sahada uygulanamaz hâle geldiği ve ciddi uygulama sorunları doğduğu tespit edilmiştir.
Yapılan inceleme de söz konusu parsel, kök 477 ve 1458 no.lu parsellerde, İzmir İl Özel İdare Kurulu tarafından onaylanan mevzii imar planına göre oluştuğu, bahsi geçen parselin ise 5000 m² yüzölçümlü ‘'Tarla'' vasfında üretildiği anlaşılmaktadır.
Mevzii imar planlarının, yeni yapılan ve/veya yapılacak imar planlarında korunmadığı ifade edilse de, söz konusu imar planı bağlı bulunduğu üst ölçekli, 1/25000 Ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı ve İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında Kentsel Gelişme Alanı sınırında kalmaktadır. Bu nedenle parselin tamamı imar planı içerisine alınamamaktadır.Söz konusu parselin, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı kadastro kanununun 22/a maddesi kapsamında güncelleme/yenileme çalışmalarına alınmadığını, bunun söz konusu kök parsel 477 ve 1458 no.lu parsellerde yapılan imar uygulaması olduğunu tarafınıza yazılı bildirildiğini ve bahsi geçen parselinizin imar planı kapsamında tamamın alınmadığı ifade edilse de, bahsi geçen parsellerde yapılan imar uygulamasında adınıza kayıtlı taşınmaz 5000 m² ‘'tarla'' vasfıyla üretildiği anlaşılmaktadır.
Taşınmazının bir kısmının imar planı kapsamına alınarak arta kalan kısmının atıl kalacağı ve tarım parsellerinde yola terk işlemi yapılarak ifraz edilemeyeceğinden bahsedilmiştir.
Ancak, mevcutta bulunan imar planı ve yeni yapılan revizyon planında söz konusu parselinizin tek başına imar uygulaması yapamayacağı, imar kanununun 18.maddesi (parselasyon planı) uyarınca işlemin tesis edilebileceği görülmektedir.
22.02.2020 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkındaki Yönetmeliğin, Düzenleme Sahalarına İlişkin Tespitler başlığı altında bahsedildiği gibi İskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından denildiği gibi düzenleme sahası tespit edilebilmektedir.
1/25000 Ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı ve İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100000 Ölçekli Çevre Düzeni planlarında, Kentsel Gelişme Alanı sınırı dikkate alınarak yapılan imar planında, bahsi geçen parseliniz kısmen plan sınırı içerisinde kısmen plan sınırı dışında kalmaktadır.
Ayrıca, "müktesep hak" iddiası bakımından; imar planları, kamu yararı ve planlama esasları doğrultusunda güncellenebilen düzenleyici işlemler olup, salt plan sınırı/plan kararı varlığının kendiliğinden, her koşulda korunması zorunlu ve değiştirilemez bir müktesep hak doğurduğu kabul edilemez. Bu çerçevede, plan revizyonu ile getirilen düzenlemenin temel amacı; alanın planla hayata geçirilememesi sonucunu doğuran uygulama sorunlarını gidermek, yasal DOP/zayiat sınırları içinde uygulamayı mümkün kılmak ve plan kararlarının sahada karşılık bulmasını sağlamaktır.
Açıklanan nedenler ile parselinizin tamamının imar planı içerisine alınması ya da evvelce imar uygulaması ile oluşmuş olması bu parselin tamamının imar hakkı alması anlamına gelmemektedir. Yapılan imar planı ve plan revizyonları ilgili üst kurum incelemesi ve onayından geçmiş olup ilgili yasa ve mevzuat kapsamında uygun görülmüştür.
Bu neden ile yapılan itiraz uygun bulunmamaktadır." ifadeli İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek Seferihisar Merkez Planlama Bölgesi 1/1000 Ölçekli 2. Etap Uygulama İmar Planı Değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazların reddi oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 23: "İlçemiz Turabiye Mahallesi 3115 ada 28 No.lu parselin batısında 1 adet, Tepecik Mahallesi 4260 ada 26 No.lu parselin güneyinde 1 adet, Tepecik Mahallesi 4303 ada 5 No.lu parselin güneyinde 1 adet ve Hıdırlık Mahallesi 3711 ada 1 No.lu parselin batısında 1 adet olmak üzere Gediz kurumunca enerji talebini karşılamak amacıyla toplamda 4 (dört) adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür" ifadeli İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek 4 (dört) adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 24: "İlçemiz Tepecik Mahallesi 4472 ada 15 No.lu parselin batısında kalan park alanında, 6.00 m x 4.00 m = 24.00 m²' lik yüz ölçümünde, Gediz kurumunca enerji talebini karşılamak amacıyla 1 adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği yapılması komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür." ifadeli İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek 1 adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 25: İlçemiz Çolak İbrahim Mahallesi 1437 ada 6 No.lu parselin güneyinde kalan park alanında, 6.00 m x 4.00 m = 24.00 m²'lik yüz ölçümünde, Gediz kurumunca enerji talebini karşılamak amacıyla 1 adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür." ifadeli İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek 1 adet trafo yerine ilişkin Trafo Alanı Amaçlı 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 26: "Belediyemizin mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan ve kira dönemleri sona erecek olan ekli listedeki kiralıkların, 5393 sayılı Belediye Kanununun 18. maddesi (e) fıkrası gereğince 10 yıla kadar kiralanmaları komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür." ifadeli Hukuk Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek Belediyemizin mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan ve kira dönemleri sona erecek olan ekli listedeki kiralıkların 10 yıla kadar kiralanmaları oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 27: "Belediyemizin mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan; kira dönemleri sona ermiş olan ekli listedeki kiralıkların, 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 18. Maddesi (e) fıkrası gereğince 10 yıllığa kadar kiralanmaları komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür." ifadeli Hukuk Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek Belediyemizin mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan; kira dönemleri sona ermiş olan ekli listedeki kiralıkların 10 yıllığa kadar kiralanmaları oy birliği ile kabul edilmiştir.
KARAR SAYISI 28: "Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeler Genel Müdürlüğünün yazısı ekinde bulunan 2025/3 sayılı İnşaat Yasağı Genelgesinin "ilçemiz sınırları içerisinde; 15 Mayıs - 15 Ekim tarihleri ve Kış aylarında ise 16 Ekim ve 14 Mayıs tarihleri arasında, belirtilen çalışma tarih ve saatlerine uymayan inşaat faaliyetine devam eden firmaya, sahibine ve hazır beton firmalarına hafta içi iş günleri ve cumartesi günü dahil sabah 08.30'da başlayıp akşam 18.00'da bitecek şekilde inşaat çalışmasının uygulanmasına, pazar günleri tam gün dahil tatil olacak şekilde hiçbir inşaat faaliyetine izin verilmemesi" şeklinde uygulanması komisyonumuzca değerlendirilerek oy birliği ile uygun görülmüştür." ifadeli Plan ve Bütçe Komisyonu raporu Meclisimizce değerlendirilerek ilçemiz sınırları içerisinde; 15 Mayıs - 15 Ekim tarihleri ve Kış aylarında ise 16 Ekim ve 14 Mayıs tarihleri arasında, belirtilen çalışma tarih ve saatlerine uymayan inşaat faaliyetine devam eden firmaya, sahibine ve hazır beton firmalarına hafta içi iş günleri ve cumartesi günü dahil sabah 08.30'da başlayıp akşam 18.00'da bitecek şekilde inşaat çalışmasının uygulanmasına, pazar günleri tam gün dahil tatil olacak şekilde hiçbir inşaat faaliyetine izin verilmemesi oy birliği ile kabul edilmiştir.